Lazer Epilasyonun Faydaları

Lazerli Tedavinin Faydaları Nelerdir

Lazerin Faydaları
Lazerin Faydaları

Lazer ışık kümelerini uyumlu bir demet olarak yayan optik bir kaynaktır ve atomların ışık yaymaya başlayıncaya kadar enerjiyle pompalanması sonucu ortaya çıkar. Bu ışık daha sonra ayna hileleriyle iyice güçlendirilir. Temel olarak yalnızca güçlendirilmiş bir ışık demeti olan lazerin en önemli özelliği ise insan hayatında oldukça farklı alanlarda kullanılarak, hayatı kolaylaştırma özelliğidir.

Lazerler tıpta ilk olarak 60’lı yılların başında cerrahide kullanılmaya başlanmıştır. Cerrahi lazerlerin çıkış güçleri watt mertebesindedir. Lazer ışınları oldukça güçlü ve şiddetlidir. Sonraki yıllarda lazer, tıpta başka maksatlarla da kullanılmaya başlandı. Lazer ışınının akupunktur uygulamalarında iğne gibi stimulatif bir etkisi olduğu görüldü ve akupunturistlerin yaygın kullandıkları birmetod haline geldi. Lazer ışınının lokal uygula yöntemi ile çok geniş bir sahada tedavi çalışmaları yapmak mümkündür.

Lazer Epilasyonun Faydaları Nelerdir

-Lazer epilasyon geniş vücut alanlarına iğneli epilasyon, ağda, sir ağda ve aletli epilasyondan çok daha rahat ve acısız şekilde uygulanabilir.

-Lazer epilasyon sağlıklı, hızlı, güvenli ve uzun süreli sonuç sağlar.

-Lazer epilasyon vücutta istenilen her yere uygulanabilir. Tıraş, ağda ve tüy dökücü kremler kılı ortadan kaldırır. Ancak kıl kökü yok olmadığı için bir ile dört hafta içinde tüyler geri döner. Lazer epilasyon da ise kıl kökü etkilendiği için tüyler daha geç ve incelmiş olarak geri gelir. Tedavi tamamlandığında sonuçların ömür boyu kalıcılığı vardır.

-Lazer epilasyonla gerçekleştirilen işlem uzun vadeli olucağı için kişide uzun süreli kalıcılık sağlar. Uygun ortamlarda alanında uzman kişilerce yapıldığı taktirde hiçbir sağlık açısından problem yaratmaz. Sırt gibi büyük bölgelerde tüylerin daha hızlı alınmasını sağlar.

Ağda gibi epilasyon yöntemlerine oranla çok daha acısız ve ağrısız bir yöntemdir. Ortalama 120 dakika içerisinde vücuttaki bütün tüyler baştan aşağı temizlenebileceği için oldukça hızlı bir yöntemdir. Özellikle koltukaltında meydana gelen kıl dönmesi gibi durumlarla karşılaşılmamaktadır. Ciltte herhangi bir rahatsızlığa veya enfeksiyona sebep olmayacağı gibi bulaşıcı hastalık riskide taşımaz.

Siğil Tedavisi

Siğil Tedavisi Hakkında

Siğil Tedavisi
Siğil Tedavisi

Siğil tedavisinde amaç, kişiden siğili uzaklaştırmak ve sonsuza kadar yok etmektir. Günümüzde değişik olarak uygulanmakta olan tedavi yöntemleri hiçbir şekilde siğilden sonsuza kadar kurtulacağınızı garanti edemez. Çünkü siğil tedavisine etki eden 2 önemli faktör bulunur. Bu 2 önemli faktörden birincisi siğil rahatsızlığı olan kişinin siğil tedavisi sırasında virüse karşı göstereceği bağışıklık derecesi diğer bir faktör ise siğil tedavisinin en doğru biçimde uygulanması gerektiğidir.

Siğil tedavisi meşakkatli bir tedavi olmanın yanı sıra hasta yönünden çok sıkıntılı ve stresli bir süreçtir. Siğillerin sayı olarak az olduğu hallerde lokal anestezi (yani sadece siğilin olduğu bölge) uyuşturularak pıhtılaştırma sağlanmaktadır. Siğillerin sayı olarak çok ve dağınık olması halinde özellikle çocuklarda genel anestezi uygulanmaktadır. Siğil Tedavisi esnasında ve tedavi sonrasında yeni siğillerin oluşup oluşmaması ve yok edilen siğillerin kendini yenilemesi halinde nerede baş göstereceği önceden bilinmemektedir. Yeni oluşacak olan siğillerin daha önceden, siğil görülmemiş yerlerde çıkmakta olduğu hastalara bilgi aktarılmaktadır.

Siğil tedavisinde her zaman için tıbbı uygulamalar desteklense de büyüklerinde bildiği doğal yöntem veya bitkisel yöntem ile bazı karışımlar sayesinde siğili tedavi edebilmek mümkündür. Bitkisel siğil tedavisi yöntemlerine örnek verecek olursak başta söğüt yaprağı, incir sütü ve sütleğen bitkileri ile yapılan karışımlardan siğil tedavisinde başarılı sonuçlara ulaşılmıştır.

Siğil tedavisi için yapılan araştırmalar çok eskilere hatta yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Geçmişte Hocaya okutmak, büyü yaptırmak, çeşitli bitkiler sürerek ve bunlara benzer biçimlerde çok fazla siğil tedavisi metodu denenmiştir. Siğilleri yok eden mistik güçlerin varlıklarına inanan kişiler günümüzde hala vardır. Bazen bu siğil tedavisi yöntemleri sonuç verebiliyor. Zaten siğiller kendi kendine iyileşebilmektedirler ama bu durum, siğilin iyileşme evrelerinde olması olarak açıklanmaktadır. Siğil şikayeti olan bir kişinin yapması gereken en doğru yöntem bir uzman doktora başvurmaktır.

Çocukluk döneminde daha sık görülen el ve dizde meydana gelen siğiler tedavi edilmediği taktirde kendi kendine iyileşebilecekleri gibi mikrop öldürücü asitli losyonlar yardımıyla da tedavi edilebilir. Uygulanmaktadır. Dondurma yöntemi hafif ağrılı ama faydalı bir yöntemdir. Siğil olan bölgede pek bir iz bırakmaz. Elektrik ile yakılarak tedavi edilen siğillerin iz bırakma oranı daha yüksek olur ve büyük oranda siğiin kendini ortaya çıkması söz konusu olduğu için siğili elektrikle yakma işlemi pek tercih edilmemektedir.

Siğilleri tedavi etmek için çok fazla seçenek mevcuttur. Ancak tedavi hastanın yaşı, siğilin tipi ,yerleştiği bölge ve maddi imkanlara göre değişir. Bir diğer sınıflandırma da tedavinin hasta veya hekim tarafından uygulanmasına göre belirlenmesidir.

Cerrahi tedavi yöntemleri, cryo, laser, elektrokoter, cerrahi eksizyon hekimlerin uygulayabileceği yöntemlerdir.

Siğil üzerine sürülen ilaçlar sabırla ve düzenli kullanıldığında yararlı olabilir. Elektrokoterle yakma ve dondurma(krioterapi) yöntemleri genellikle en sık kullanılan ve başarı sağlanan yöntemdir. Lazer tedavisi yeni ve birkaç dakikalık seanslar şeklinde uygulanan kolay bir yöntemdir. Lazerden hemen sonra tedavi bölgesi hafif renk değiştirir ve az miktarda şişebilir. Bir kaç gün içinde deri normale döner. Basit siğiller için 1-2 tedavi genellikle yeterlidir.

Peki Siğil Nasıl Geçer? Bitkisel Siğil Tedavi Yöntemlerini maddeler halinde anlatacağız.

  1. Aloe Vera

Aloe Vera krem ya da jel, siğil tedavisi için mükemmel bit bitkidir. Bütün siğiller kayboluncaya kadar sürekli siğillere Aloe Vera uygulama yapmanız gerekiyor. Aloe Vera içeren şampuan ve sabunları da hayatınıza dahil etmenizde yarar var.

  1. Sarımsak

Siğil tedavisi konusunda sarımsak çok yardımcı bir rol oynuyor. Antiviral özelliği nedeniyle sarımsak , siğilin bitkisel tedavisinde en basit ve pratik ev ilaçlarından biri olarak kabul edilir. Sarımsağı ince şekilde rendeleyip siğilin üstüne sürün ve bir bez ile sarın. 24 saat sonra bandajı çıkarın. Ciddi durumlarda işlemi bir kaç kez tekrarlayın.

  1. Şifali Bitki Yağları

Çay ağacı yağı ya da hint yağı gibi bitkisel yağlar, aynı zamanda siğillerden kurtulmak için yardımcı olur. Çay ağacı yağı batırılmış bez kullanın ve kayboluncaya kadar siğiller üzerinde uygulayın. Günlük bazda yapın. Hint yağı siğil üzerine uygulanır ve bir bandaj ile sarılmalıdır. Bu yöntem 3 ila 5 hafta süre içinde siğillerden kurtulmanıza yardımcı olur.

  1. Patates ve muz kabuğu

Siğil tedavisinde kullanılan en popüler yollarından biri de muz kabuğu ve patatesin siğile sürtülmesi yöntemidir. Muz kabuğunu siğilli bölgeye yavaşça günde 2-3 kez siğil üzerine sürtebilirsiniz. Ayrıca, mükemmel bir sonuç için doğrudan siğilin üzerine taze kesilmiş patatesi yavaşça ovabilirsiniz. 2 Haftalık bir uygulamadan sonra siğillerin kaybolduğu görülecektir.

Bugün piyasada ve eczanelerde siğil tedavi ilacı olarak satılan ürünlerin bir çoğu bahsettiğimiz yöntemlerin kremleştirilmiş ya da ambalajlanmış halidir. Bizim sizlere sunduğumuz yöntem bitkisel siğil tedavi önerileridir. Unutmayın doğal olmayan her üründe katkı maddesi vardır.

Siğil Tedavisi

Siğil tedavisi kolay ve yaygın uygulanan bir tedavi olmanın yanı sıra hasta yönünden çok sıkıntılı ve stresli bir tedavidir. Siğillerin sayı olarak az olduğu hallerde lokal anestezi yani bölgesel uygulama, uyuşturularak pıhtılaştırma sağlanmaktadır. Siğillerin sayı olarak çok ve dağınık olması halinde özellikle çocuklarda genel anestezi uygulanmaktadır. Siğil Tedavisi esnasında ve tedavi sonrasında yeni siğillerin oluşup oluşmaması ve yok edilen siğillerin kendini yenilemesi halinde nerede baş göstereceği önceden bilinmemektedir. Yeni oluşacak olan siğillerin daha önceden, siğil görülmemiş yerlerde çıkmakta olduğu hastalara bilgi aktarılmaktadır. Hastanın durumu elverişli ise sıvı azot kullanılmaktadır. Bu şekilde yapılan siğil tedavisi şeklinde sıvı azot -200°C ‘de dondurulma işlemi yapılarak içinde sıvı bulunan bir kese meydana getirilir. Kese içinde bulunan sıvı siğil çevresindeki dokularca emildiği zaman siğili iyileştirme konusunda olumlu sonuçlara ulaşılmaktadır. Sıvı azot tedavisi ile yapılan siğil tedavisinde iyileşmeden sonra iz kalmamaktadır.

Uzmanlar küçüklerde yani çocuklarda meydana gelen siğillerin büyük kısmında tedaviye gerek duyulmaz ve kendiliğinden iyileşeceğini belirtmektedirler ancak siğil tedavisine ihtiyaç duyulmadan siğillerin kendiliğinden yok olma durumunun kimler için geçerli olduğu bilenememektedir. Siğillerin diğer bölgelerine bulaşmaması veya diğer başka kişilere bulaşmaması için doktor kontrolü altında tutulmalı ve mutlaka siğil tedavisi uygulanmalıdır. Çocuklarda siğillerin kendiliğinden yok olma süresi kısayken, büyüklerde ise bu süre çocuklardaki kadar sancısız ve kolay olmaz. Özellikle riski büyük olan HPV virüslerinin sebep olmakta olduğu siğiller, tedavi olunsa bile tekrarlayabilmektedirler. Bu yüzden siğil tedavisinin dikkate alınmaması halinde kanser meydana gelme riski yüksektir .Bundan dolayı mutlaka tedavi edilmeleri gerekir.

Siğiller her bünyeye uygun değildirler. Bağışıklık sisteminin güçlü olduğu bir bünyeye bulaşmış olsalar bile çoğalamamaktadırlar. Siğil özellikle insan derisinin zayıf veya hasarlı olduğu yerlere çok kolay bir şekilde bulaşarak çoğalabilirler. Kişinin tırnak yeme alışkanlığı var ise deriye hasar verdiği için tırnaklarının etrafında siğillere sıklıkla rastlanır. Bağışıklık sistemi güçsüz olan ve alerjik bir yapıya sahip olan insanlara çok daha kolayca bulaşmaktadırlar. Lazer uygulaması ile siğillerin hasar görmesini ve ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır. Bu niyetle pek çok lazer uygulaması kullanılmaktadır. Fakat diğer tedavi yöntemlerine göre çok daha pahalı bir metod olduğu için ve lokal anestezi yapılması gerektiği için pek fazla tercih edilmemektedir.

Siğil tedavisinin başka bir metodu ise İmmunoterapi yöntemidir. Bu metodun amacı, kişinin vücudunun bağışıklık sistemini harekete geçmesini sağlamaktır. Birçok çeşit İmmunoterapi metodu bulunmaktadır. Bu yapılan metod ile vücudun alerji gösterdiği bir madde siğilin üzerine sürülerek siğile karşı bir alerjik reaksiyon meydana gelir ve sonunda siğil kaybolur. Yoğun çalışma temposu, dengesiz beslenmek, çok eşlilik durumu, eşyaların ortak kullanılması, korunmasız ilişkiye girmek ve havuz gibi yerler siğilin bulaşma oranını arttırır.

Siğiller Neden Sürekli Tekrar Eder Yeniden Oluşur?

Siğiller aşağıdaki nedenlerden dolayı sürekli tekrarlayabilmektedir:

Kişi siğil tedavisini düzenli ve tam bir biçimde uygulanmadığında

Hastanın vücut fonksiyonlarıyla ilgili nedenler olabilir.(kronik enfeksiyonlar, atopik bünye, parazit, kansızlık, böbrek yetmezliği, beslenme bozukluğu, immünyetmezlik vb.)

Hastanın yaşamı şekli yoğun ve stresli bir şekilde ilerliyordur,

Siğili meydana getiren HPV tipi, yüksek risk grubu içindedir.(HPV 16 gibi)

Etrafında, çevrede bulaşıcılık kaynağı vardır.

Yağlı Cilt

Yağlı Cilt Sorunu

Yağlı Cilt
Yağlı Cilt

Sağlığımız için cildimizin elbette yağa her zaman ihtiyacı vardır. Gerekli kadar yağ miktarı deride bulunmadığında kuruluk başta olmak üzere çok daha fazla sorun meydana gelir ancak yağın fazlası da hem sivilce gibi etkilere yol açar hem de parlaklığından dolayı sizi mutlu etmeyecek bir görüntü meydana getirir. Ayrıca yağlı cilde uygulanan makyajın ve makyaj malzemelerinin de çok daha kolay dökülmesi ve zor uygulanması gibi birçok güzellik sorunları da ortaya çıkar. Yağlı ciltlerin yağını tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da uygulanabilecek bazı bakım önerileri mevcut.

Kadınlar için makyajın olmazsa olmazlarından birisinin fondöten olduğu kesin ancak yüksek oranda yağlı bir cildiniz varsa bu dezavantaj olacaktır ve cildiniz çok daha parlak görünecektir. Yağlı cilde uygun pudralar ve nemlendirici ürünler kullanarak hem yağın fazlasının emilmesini sağlayabilir hem de güzel görünebilirsiniz.

Yağlı bir cilt tipiniz varsa dikkat etmeniz gereken diğer bir konu ise doğru cilt temizleme ürününü bulmak. Her ne kadar susuz kullanılan bazı temizlik ürünleri olsa da bunlar daha çok yağ barındırmayan kuru ciltler için hazırlandığından dolayı siz su ile birlikte kullanılan temizlik ürünlerini kullanmalısınız. Sigara, alkol, yağlı ve aşırı tatlı yiyecekler de cildinizin yağlanmasına neden olarak cildinizin yapısını bozar ve sizi yaşlı gösterir.. Bunun nedeni damarların genişlemesi ve derinin çok daha kolay bir şekilde terlemesidir. A vitaminine sahip olan sebze ve meyvelerin vücuttaki yağlanmayı yavaşlattığı klinik olarak tespit edilmiştir.

Güneş koruyucu malzemeler de cildinizin yağ dengesinin korunmasına neden olur ancak kendi cilt tipinize uygun tipinize uygun güneş koruyucularını kullanmalısınız. Bu ürünler cildinizde yer alan parlaklığın giderilmesine ve yağın kontrol altında tutulmasına yardımcı olacaklardır.

Tırnak Mantarı

Tırnak Mantarı İle İlgili Bilgi

Tırnak Mantarı
Tırnak Mantar

Mantar çoğunlukla ayak tırnaklarınızda görülse de el tırnaklarınızda da çıkabilir. Tedavi edilmesi, göze hoş görünmemesinin yanı sıra, sağlık açısından da önemlidir. Sarımsı, yeşil veya kahverengi tırnaklarınız varsa, mantar tedavisi için araştırma yapıp, mutlaka tedavi ettirin.

Tırnak Mantarının Özellikleri

Tıbbi adı onkomikoz olup genelde tırnak mantarı olarak isimlendirilir. Özellikle erkeklerde ve büyük tırnaklarda daha sıktır. Ellerinizde de çıkabilir. Bu durumdan kadınlar daha sık etkilenir

Mantar genelde çevreyle ilgili faktörlere bağlı olarak oluşur; örneğin nemli ortam, yüksek sıcaklıklar, uzun saatler boyu kapalı ayakkabı giymek, havuzda çok vakit geçirmek gibi. Bulaşık yıkama, ev temizleme gibi işler yaparak sürekli suyla temas halinde olan kişileri ve 60 yaş üstü diyabeti olan, kan dolaşımı bozukluğu olan veya bağışıklığı zayıf kişileri de sıkça görülür.

Mantar tırnağa yerleştiğinde tırnak kalınlaşmaya ve sarı görünmeye başlar. Bazen gri, yeşil, kahverengi renk alabilir veya siyah tonlarına da bürünebilir. Enfeksiyonun nasıl ilerlediğine bağlı olarak tırnağı giderek kaplar, soyulmasına hatta düşmesine neden olabilir. Altındaki deri kırmızı, şiş ve kaşıntılıdır.

El tırnağı mantarında az görül de ise tırnaklar sarı veya kahverengidir, çatlaklar oluşur, tırnak kırılgan ve zayıf hale gelir. Uzayacak kadar güçlü olmadığından aynı ayak mantarında olabileceği gibi tırnak kendiliğinden düşebilir.

Tırnak Mantarının Yayılmasını Önlemek için Tavsiyeler

Ayak mantarı için önerilerimiz şunlar:

Çok dar veya sentetik materyalden yapılmış, kalitesiz ayakkabılar giymeyin. Mantar nemli, karanlık ve havalanmayan ortamları sever çünkü üremesi böyle yerlerde gerçekleşir. Kış mevsiminde ayağınızda ıslak veya nemli çoraplarla kalmamaya özen gösterin. Cildinizin nefes almasına izin vermeyen, örneğin plastik gibi materyallerden uzak durun. Deri ayakkabıları öneririz, mümkünse de özellikle tırnak kısmında boş alan olan ayakkabılar ayağınızın nefes almasını sağlayacaktır.

Spor salonu duş alanı, soyunma odaları, havuz gibi ortak kullanımlı alanlarda kesinlikle çıplak ayakla dolaşmayın Eğer dolaşırsanız da ayakkabılarınızı giymeden önce ayağınızı yıkayıp iyice kurutun.

Güzellik merkezlerinde veya aile arasında başkalarının tırnak makaslarını kullanmayın. Her zaman kendinizinkini yanınızda götürün ve kimseyle paylaşmayın. Eğer ayak tırnaklarınızın birisinde mantar varsa diğer tırnaklarınızı kesmek için aynı aleti kullanmayın. Bu şekilde diğer tırnaklarınıza sıçramaz. Tırnaklarınızı düzenli olarak ve düz şekilde kesin.

Kriyoterapi

Kriyoterapi Nedir

Kriyoterapi
Kriyoterapi

Kriyoterapi bir çeşit dondurma işlemidir. Kriyoterapi  siğil tedavisinde ve rahim ağzı yara ve anormal servikal veya vulva dokularının çok düşük ısılarla dondurularak yok edilmesi tedavisinde kullanılır.

Kriyoterapi ne zaman yapılır?

Kriyoterapi ile genital siğillerin ve rahim ağzı yarası ile rahim ağzındaki kanser öncesi lezyonların tedavisi edilir. Prekanseröz değişimler (CIN veya servikal intraepitelial neoplazi) genellikle anormal smear ile saptanır.

Rahim ağzındaki büyük lezyon ve yaralarda kriyoterapi yara dondurma tedavisi uygulanmaz. Koterizasyon tercih edilmelidir.  Burada dikkat edilmesi gereken şey kriyopterapinin gebelerde ve adet sırasında da uygulanmamasıdır.

Kriyoterapiye hazırlık aşaması çok zor değildir,  zahmet gerektirmez. Basit bir işlemdir,  anestezi gerektirmez ve muayenehane şartlarında kolaylıkla yapılabilir.

Krioterapi işlemi sırasında neler yapılmaktadır?

Dondurma işlemi ile amaçlanan etkilenen bölgeyi tedavi etmektir. Kriyoterapi cihazından veya tüpünden krioterapi probuna doğru çok soğuk bir gaz olan nitröz oksit pompalanır. Gaz, probun ucunun ısısını düşürür ve soğutur. Doktor probu etkilenen alana dokundurur. Alan donarken yanma ve kramp hissi hasta tarafından hissedilmektedir duyabilir.

İşlem biraz rahatsızlık verse de çok nadiren anestezi gerektirir. Kullanılan gaza lezyonun büyüklüğüne bağlı olarak prob büyüklüğü de  seçilmektedir.

Genital siğil tedavisinde ise daha çok püskürtme yöntemi ile kriyoterapi işlemi uygulanır ve genital siğillerde  en etkilisi “azot” gazı ile yapılan kriyoterapidir

Kriyoterapi sonrası neler olabilir?

Kriyoterapi sonrasında işlem gören bölgelerinde hafif yaralar olur. Bunlar zamanla (4-5 gün içinde ortalama) kabuk bağlayıp iyileşirler. Bunların bakımı konusunda doktor bazı lokal antiseptikler önerecektir.

Rahim ağzına yapılan krioterapi sonrası nadiren bir komplikasyon gelişir. Ağrı veya sıcak basması olabilir. İşlemden sonra en az on dakika klinikte kalınmalıdır. Pek çok kadında karın krampları oluşabilir. İşlemden sonra et suyu gibi bir akıntı vajinada olabilir. Bu akıntı 4 hafta boyunca sürebilir. Bu sürede ilişki olmamalıdır.

Kalıcı Makyaj

Kalıcı Makyaj Nedir

Kalıcı Makyaj
Kalıcı Makyaj

Makyaj kadın bakımının ve güzel görünmesinin en önemli parçalarından birisidir. Kadınların vazgeçilmezi olan makyaj, vakit bulamayanlar için büyük eziyetlere dönüşebiliyor. Makyaj yapılmadan dışarı çıkıldığında bayanlar genelde kendilerini iyi hissetmezler,  yaşanan stres, sinir ve rahatsızlık duygusu psikolojik olarak büyük etkiler gösterebilir ve bütün bir gününüz kötü geçebilir. Estetik görünüme dikkat edenlerin son zamanlardaki güzellik sırrı olan kalıcı makyaj uygulamasını detayları ile ele alacağımız bu makale ile kafanıza takılan soruların yanıtlarını öğrenmiş olacaksınız. Kalıcı makyaj kaş, kirpik ve dudak bölgelerine oldukça sık uygulanan ama bunların dışında da pek çok bölgeye de uygulanabilen bir yöntem. Bu uygulama, bölgenin renk tonuna uygun pigmentlerin derinin hemen alt kısmına enjekte edilmesiyle tamamlanır.

İşte kalıcı makyaj bu soruna çözüm için harika bir fikir ve vakti kısıtlı olanlar için büyük bir kurtarıcı durumunda.

Ayrıca kozmetik malzemelere alerjisi olanlar, sporcular, hassas bölgelere sahip olanlar, işleri dolayısıyla kendine vakit ayırmakta zorlanan ve devamlı iyi, bakımlı görünmesi gerekenler arasında da kalıcı makyaj fazlasıyla popüler bir uygulama.

Kalıcı Makyaj Nedir, Nasıl Yapılır?

Kalıcı makyaj en kısa tabiriyle acısız bir medikal operasyon ve yerel anestezi ile de uygulanabiliyor. Hazırlanan anti alerjik boyalar derinin hemen altına enjekte ediliyor ve herhangi bir şekilde kokuya ve zararlı etkilere sebep olmadan işlem, kolayca tamamlanıyor. Bir nevi dövme benzeri kozmetik uygulaması diyebileceğimiz kalıcı makyaj yüzde ve vücutta yer alan çok büyük olmayan kusurları örtmekte başarılı ve bakımlı, canlı ve genç görünmek isteyenlerin tercihleri arasında.

Kalıcı Makyaj Hangi Bölgelere Yapılır?

Kalıcı makyajın temel olarak uygulandığı bölgeler arasında dudaklar, göz ve kaşlar çok tercih edilenler içinde ancak herhangi bir rahatsızlık neticesinde en kirpik, saç dökülmesi, göğüs ucu sorunları ve derideki renk değişimleri sorunlarına sahip olanlar için de bir çare durumunda olabiliyor.

 Kalıcı Makyaj Zararlı Mı?

Kalıcı makyajda kullanılan boyalar kimyasal özelliği olan maddeler olmadıkları için özel maddelere karşı alerjisi olanlar hariç herhangi bir zarar teşkil etmiyor. Bu durum da uygulama öncesi hazırlanan alerji testleri ile en baştan tespit ediliyor.

Kalıcı makyaj uygulanırken kullanılan maddelerin kimyasal olmayan yapısından dolayı üç beş yıldan daha uzun süre dayanmayan kalıcı makyajı bu süreler içerisinde yenilemek de gerekiyor. Eğer yaptırdığınız kalıcı makyajdan sıkıldıysanız bu elbette sizin için bir avantaj haline de gelebilir.

Porselen Makyaj ile Aynı Şey mi?

Hayır, porselen makyaj çok daha farklı ve kesinlikle kalıcı olmaması gereken bir makyaj türüdür. Zira bu makyaj tipi kısa süreli ve yoğun şekilde uygulanmakta daha çok özel günlerde kullanılmakta ve günlük hayatta pek tercih edilmemektedir.

Cilt Kuruluğu

Cilt Kuruluğu Nedenleri

Cilt Kuruluğu
Cilt Kuruluğu

Hemen her yaşta ve herkeste cilt kuruluğu problemi ile karşılaşabilirsiniz. Çoğu kez nemlendirici kullanmak kuruluk sorununu çözer ancak bazı durumlarda cilt kuruluğunu önlemek profesyonel bir cilt uzmanından yardım almak gerekir. Tıpta cilt kuruluğu ‘kserozis‘ olarak adlandırılır. Cilt kuruluğu aşırı diyebileceğimiz bir boyuta ulaştığında ise bu kuruluk, egzama (dermatit) denilen diğer bir cilt problemine işaret ediyor olabilir. Kuru cilt ayrıca diyabet, tiroid sorunları veya kötü beslenme gibi başka problemlerle de ilişkili olabilir.

Egzama, ciltte iltihap oluştuğu anlamına gelir ve kaşıntı ile birlikte ciltte yanma şeklinde pullanma gibi belirtilere yol açar. Tedavi edilmediği sürece egzama giderek kötüleşecek ve ciddi bir sağlık problemi haline gelecektir.

Cilt kuruluğu probleminiz varsa cildiniz sertleşir, ayrıca ciltte pul pul olma, soyulma, ağrı, kaşınma, çatlama veya gri, kül rengi bir görünüm alma gibi belirtiler görülebilir. Kuru cilt çatladığında mikroplar da kolayca deriden içeri sızar. Bir kez cilde girdikten sonra bu mikroplar enfeksiyona yol açabilir. Cildinizde ağrı yapan kızarıklıklar oluşmuşsa bu bir enfeksiyon habercisi olabilir.

Cilt Kuruluğu Nedenleri

Cilt kuruluğu cilt çok fazla su veya yağ kaybettiğinde hemen herkeste görülebilir. Bazı kişilerinse cildi diğerlerine göre daha kurudur veya kurumaya meyillidir. Cilt kuruluğunun en çok rastlanan nedenlerini aşağıda sıralamaya çalışalım:

Yaş: Yaşlanmanın da etkisiyle cildimiz de incelmeye ve kurumaya başlar.  Yaşla birlikte metabolizma daha yavaş çalışır, ciltte yağ bezleri de daha az çalışır. Bu gibi nedenlerle cilt esnekliğini ve nemini yitirmeye başlar. 40’lı yaşlardan itibaren günlük olarak iyi bir nemlendirici kullanmaya başlamak gerekir.

İklim: Kuru bir iklimde yaşayanlar cilt kuruluğu sorunu ile daha çok karşılaşırlar. Sadece sıcak ve kuru iklim değil aynı zamanda soğuk ve kuru havalar da cildi kurutmaktadır. Soğuk havada cilt kuruluğu şikayeti artar. Hem kuru hava hem de iç mekanlardaki havadaki nemi daha da azaltan ısıtıcılar buna neden olur. Yaz aylarında ise klimaların benzer bir etkisi vardır. Kısaca, havadaki veya bulunduğunuz ortamdaki nem azaldıkça cilt kuruluğu şikayeti de artar.

Güneş: Güneş cildi kurumasına neden olan önemli bir etkendir ve güneş ışınları cildin daha alt katmanlarına ulaşarak kırışıklık ve sarkma gibi başka zararlara da neden olabilir.

Cilt hastalıkları: Çocuklukta egzama benzeri bir cilt hastalığı ile tanışmış olan kişiler yetişkinlik döneminde cilt kuruluğu problemi yaşayabilirler. Sedef hastalığı da yine cildin çok kurumasına yol açar.

Hormonal değişimler: Kadınlarda menopoz döneminde ya da tiroid hastalıklarında hormon seviyelerindeki dengesizlikler, cildin nem oranını etkileyerek cilt kuruluğuna sebep olabilir.

Cilt Kuruluğu Nasıl Teşhis Edilir?

Cilt Kuruluğu Nasıl Tedavi Edilir?

Nemlendirici: Gün boyunca ve yatarken birkaç kez nemlendirici sürmek cildi rahatlatacaktır. Bu şekilde cilt yumuşar, çatlaklar azalır. Çeşitli mağazalarda veya eczanelerde pek çok farklı vücut nemlendiricisi bulunmaktadır. Cilt tipinize uygun bir nemlendiriciyi yüzünü temizledikten sen sonra uygulamalısınız.

İlaçlar: Cilt kuruluğu aşırı bir seviyedeyse doktorunuz çeşitli kremler önerebilir. Bu kremlerin içerdiği kimyasallar kuruluk nedeniyle oluşan kaşıntı, kızarıklık veya şişlik gibi şikayetleri gidermeye yardımcıdır.

Alışkanlıkları değiştirmek: Bütün gün suyla temas ettiğiniz için elleriniz kuruyorsa eldiven takmak, sık sık nemlendirici kullanmak veya mümkünse bir süre bu uğraştan vazgeçmek gibi çeeşitli değişiklikler de kuruluğu giderebilir.

Bölgesel Zayıflama Yöntemleri

Bölgesel Zayıflama Yöntemleri

Bölgesel Zayıflama Yöntemleri
Bölgesel Zayıflama Yöntemleri

Fazla kilolarında kurtulmak isteyen her insan ideal kilosuna kavuşmak, fit bir görünüme sahip olmak, bölgesel zayıflama yöntemleri ile yağlarının vücudunda oranlı bir şekilde yok olmasını sağlamak ve sağlıklı bir vücuda sahip olmak ister. Bu istekler bazen hayal olarak kalır bazen de çaba ve istek sayesinde istenilen görünüme rahatlıkla ulaşılabilir. Sizlerde fazla kilolarınızdan rahatsızsanız ve zayıflamak için son derece kararlı ve sabırlı iseniz istediğiniz görünüme kavuşmanız hayal değil… Bölgesel zayıflama yöntemleri ve sabırlı yapınız sayesinde vücudunuzun her yerinde oranlı bir şekilde yağ yakabilir ve baştan aşağı yağsız bir vücuda sahip olabilirsiniz. Bölgesel zayıflama yöntemleri sayesinde sadece vücudunuzun belli bir yerinde değil her yerinde yağ yakımı yapabilecek ve kaslarınızın çalışmasını sağlayarak yağlarınızın yakılmasının yanında hem de kaslı bir görünüme sahip olabileceksiniz. Bölgesel zayıflama yöntemleri temelini oluşturan egzersiz hareketleri evinizde veya bahçenizde rahatlıkla yapabileceğiniz ve herhangi bir malzemeye gerek duymadan, gün içerisinde hazırladığınız setler halinde düzenli ve doğru bir şekilde yaptığınızda.. kısa sürede kendinizde olan farklılıkları görebilirsiniz.

Bölgesel Zayıflama Yöntemleri ve Diyet

Eğer sağlıklı bir şekilde zayıflamak istiyorsanız öncelikle zayıflamaya dayalı, sağlıklı bir diyet oluşturarak düzenli bir şekilde uygulayıp, hayal ettiğiniz görünüme ulaşana kadar ve sonrasında da devam etmelisiniz. Diyetiniz zayıflamanızın önemli bir bölümünü oluşturabilir ancak bölgesel olarak yağlanmaların giderilmesinde etkili olamayabilir. Bu durumda yaptığınız diyet ve spor sayesinde ideal kilonuza yaklaşıp aynı zamanda bölgesel zayıflama yöntemleri içerisinde olan hareketleri uygularsanız vücudunuzun her hangi bir yerinde birikmiş yağlardan da kurtulabilirsiniz. Vücudunuzun belirli bölgelerinde oluşan fazla yağlanmayı gidermek için o bölgenin egzersizini daha çok yaparak giderebilirsiniz. Bölgesel zayıflama yöntemleri genellikle bildiğimiz egzersiz hareketlerinden oluşmaktadır. Ancak hareketleri doğru bir şekilde yapabilirseniz faydası olacaktır. Karnınızda fazla yağlanma var ise ve karın bölgenizdeki yağları eritmek ve kasa çevirmek istiyorsanız mekik çekme hareketini düzenli setler halinde ve doğru bir şekilde yapmalısınız. Aynı zamanda omuz ve bacaklarınızdaki kaslarında aktifliğini artırmasını sağlayan şınav çekme hareketi yağ yakımınızı hızlandıracaktır. Şınav çekme hareketini yapmak için pozisyon alınız ve kollarınızı paralel bir biçimde avuç içiniz yere bakacak şekilde yerleştiriniz. Bu pozisyonda vücudunuz sımsıkı olmalıdır. Göğüs hizasını yere hafif dokundurup yukarı çekip belirli setler halinde tekrar yaparak şınav çekme hareketini tamamlayabilirsiniz.

Bölgesel zayıflama yöntemleri arasındaki diğer çok işe yarayan egzersiz ise barfiks çekme hareketidir. Özellikle omuzlarınızda meydana gelen düşüklükler ve fazla kilodan dolayı meydana gelen sarkma ve omuz ve kol bölgesindeki zayıflama ihtiyacı için tercih edilebilecek bir egzersizdir. Barfiks hareketi için kendinizin de yapabileceğiniz çelik bir profili yüksek bir yere monte ederek kollarınızla tutunup kendi vücudunuzu barfiks paneline doğru çekip aşağı bırakarak hareketi gerçekleştirebilirsiniz. Hızlı ve sağlıklı bir şekilde zayıflamaya yardımcı olan barfiks hareketi özellikle kol kaslarınızın gelişmesi ve aynı zamanda karın kaslarınız gelişmesi için de etkilidir. Göbeğinizdeki fazla yağlanmaları gidermek, o bölgede zayıflama gerçekleştirmek ve kaslı bir yapıya kavuşmasını sağlamak için tercih edebileceğiniz bir yöntem ise plank hareketidir. Hareketin başlangıcı şınav çekme hareketine benzemektedir.